19 Temmuz 2008

Tersaneler,Ölümler ve Çözemediğimiz düğümler

Son zamanlarda gündeme tersanelerde ölen işçiler geldi ve tersanelere baskı yapılmaya başlandı.Benim aklıma gelense bunun neden yapıldığı?
Tersanelerde işçi ölümleri yeni başlamadı tıpkı gemilerde ki gibi!Henüz gemilere sıra gelmedi gelirmi orasıda mechul.Eski püskü dökülen gemilerimizde yaralanan ölen denizciler ekranlarımıza taşınmadı.Hatta bunlardan haberimiz bile yok.Peki tersaneler ne olduda geldi?
Tersane sahipleri birilerine zıt mı gitti?bunları merak ediyorum.Bilen varsa yazsın

Bu arada ek bir bilgi öğrendiğime göre tersanelerde bir takım mafya vari örgütler varmış.İşçiler kafasına göre gidip işe başlayamıyor sanırım bunları kendi bünyesine çeken bir takım adamlar var.Öyle ki ölümlerin sadece kazalar ile olmadığını söyleyenleri bile duydum!!!

15 Temmuz 2008

Nihat Genc'in Taraf Gazetesi yazarı emre usluya cevabı

Taraf Gazetesi"nin 12 Temmuz Cumartesi günkü nüsnasında yazar Emre Uslu, Nihat Genç kına yaksın, görüştüğü İBDA-C üç polisi şehit etti, başlıklı bir yazı yazarak, ben Nihat Genç"i El Kaide"nin ve İBDA-C"nin Üstadı olarak tarif edip suçlamış. Ve bana bir kaç deli saçması soru sormuş. Cevaplıyorum. Olay şudur, Baran adlı bir dergi benimle ropörtaj yaptı, ki, benimle olduğu gibi onlarca-yüzlerce aydınla yaptı, sanırım Haşmet Babaoğlu ve Erol Manisalı, Mehmet Bekaroğlu gibi isimlerle de yapıldığını hatırlıyorum. Ben de cevap olarak, ne olmuş yani, biz şiddete karşı hayatı duruşu açıklıkla ortada insanlarız, bize onlarca dergi gelir ve ropörtaj yaparız, diye cevap verdik. Ama şimdi sayın Emre Uslu işi daha da ileri götürüp, beni El-Kaide"nin ve İBDA-C"nin üstadı, fikir babası, lideri gibi takdim ederek sorular soruyor, peki Nihat Genç, Baran Dergisi"yle ve orada çalışanlarla irtibatın nedir, ne zaman, nerede görüştün... vesaire saçmalıklarla sürüyor.Cevap veriyorum, sıkı dinleyin, ben yazar olarak günümün akşam vakitlerini onyıllar boyunca ya kahvede ya da edebiyat mahfili diyebileceğimiz mekanlarda geçiririm. Onyıllar boyu en sıkca gittiğim mekan ise, bugünkü adı Vadi Yayınları olan yayınevidir ve orada inanılmaz güzel insanlar tanırım. Size verdiğim cevapta "islamcı mahfillerden" tanırım demiştim, beni de gelip bu mahfillerden bulurlar deyip kısa kesmiştim, ama işin aslını öğrenmek için ikinci detaylı bir soru sordunuz, cevabı budur, Vadi Yayınları beni arayanın bulduğu görüştüğü ve tanıdığı bir mekandır. Beni de bu mekanlardan buldular ve ropörtaj yaptılar. Vadi Yayınları çok entellektüel insanın sıkca uğradığı bir yerdir, mesela İçişleri Bakanı"yla hayatımda bir kez tanışmak fırsatını bu mekanda geçen yıllarda bulmuştum, mesela, Cumhurbaşkanlığı Sekreteri Mustafa İsev ve Kültür Bakanımız Ertuğrul Günay"la da bu mekanda tartışmalarımız konuşmalarımız çok olmuştur, ayrıca, Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık"ın birçok danışmanı bu mekanın müdavimidir ve bir zamanlar arkadaşlarımdı. Şimdi bunları böyle söylemek zorunda olmak ne kadar acı birşey, bir zamanlar uzun uzun çay kahve içip fikir felsefe tartışığın insanları ihbar ediyor ispiyon ediyor gibi ifadeler.. Ama ne yapabilirim, bana nerde nasıl görüştüğümü sordunuz, bundan başka cevabı yok ki.. Bizi tanımak isteyenler, buluşmak konuşmak görüşmek isteyenler on yıllar boyu bizi bu ve benzeri mekanlarda tanır telefonumuzu ve randevu alır. Ama sizler çıldırmışsınız. Trabzon"da Ogün Samast olayı olduğunda Habertürk"ün rahmetli sahibi Ufuk Güldemir cinayetin işlendiği o gün beni Hrant"ı öldüren çetenin lideri olduğumu söyleyen bir yazı yazmıştı ve bu yazı hem bende hem de Trabzon"da infial yaratmış ve TV"den izledim o günkü Trabzon valisi ve gazeteciler cemiyeti başkanı Ufuk Güldemir"e çok sert cevap vermişti. Şimdi de benim ismimi yazdığınız yere bakın, irtibatlandırmak, ilişkilendirmek için uydurduğunuz şeylere bakın. Hepinizin şerrinden Allah"a sığınıyorum. Bu kadar vahşi ve cinnet geçirmiş iftiralar atıp kendinizi rezil etmenize hiç sebep yok, polis aylardır telefonumuzu dinliyor, polis bizim nerde hangi saat kiminle nasıl ilişki kurduğumuzu gayet iyi biliyor. Bu sıcak günlerin fırtınası geçer ve bu suçlama gözdağı gestopa engizisyon fırtınasından geriye sadece sizin akıl almaz iftiracı yazılarınız kalır. Bunlar gazete yazılarıdır, silemezsiniz, yok edemezsiniz.. Unutmadan, daha önce de Murat Belge ve Ahmet İnsel tescilli faşist diye imasını Radikal Gazetesi"nde yapıp sonra da Rıdvan Akar Birgün Gazetesi"nde benim katil olduğumu Samsun"da bir solcuyu öldürdüğüm iftirasını atmıştı. Bakın o olaylar da geçti ve iftiralarıyla başbaşa kaldılar.Rezil oldular. Sizinle aynı dünya görüşünü paylaşmıyorum diye bu kadar kudurmuş iftiralara sarılmanız gerekmez. Ayrıca, kimin demokrat olup olmadığına Soros ve Gazeteniz karar veremez. Nerdeyse bizi Guentemala Amerikan Üssü"ne göndereceksiniz.. Beni tanımak isteyenler benim yazılarımı okur ya da kitaplarımı ya da konuşmalarımı, ama hayretle görüyorum ki, bana tüm bu iftiraları yapanlar yazılarımı, konuşmalarımı ve kitaplarımı asla okumadan ve bu fikir ve düşünceler üzerinden asla konuşmayarak, beni ısrarla bir terör çete bağlantısının içine kahpece sokmaya çalışıyorlar. Şerrinizden Allah"a sığınırım. Ve insan gestopaların engizisyon mahkemelerinin karalamaların cadı avlarının tuzağı içine çekilmeye çalıştığı böyle günlerde, kendiyle şöyle konuşur, Zaman Her Şeye Kadirdir. Rezil ve insanlık suçu iftiralarınızı hiçbir okyanus hiçbir yağmur sel yıkayamaz. Birgün bu suçlamalarınızı yüzünüze karşı söyleyip sizlerden teker teker hesap sorma sırasını hukuk ve demokrasi inşallah bizlere de verir. Şimdi ben de size bir soru sormak istiyorum, siz nasıl bir demokrasiye özgürlüğe inanıyorsunuz ki, bu kadar deli saçması irtibatları zihniniz kurmaya çalışıyor.. Niçin zihniniz suçlamalarla insanlık dışı iftiralarla dolu ve zincirlerinden boşalmış gibi sütunlarınıza döküyorsunuz. Bunun cevabını ben biliyorum, sizler, demokrasi ve özgürlüklere asla inanmıyor, ajanlı Soroslu işbirlikçi tezgahların hareket planlarına ya çalışıyorsunuz ya kuklaları oluyorsunuz. İnsanlık, demokrasi ve özgürlüklerle birgün tanışacaksa, bu asla Amerikanın ajanları nükleer bombaları ve vakıfları ve onların işbirlikçileriyle olmayacak. İnsanlık ve demokrasi birgün özgürlüklerle tanışacaksa, bu temiz samimi çalışkan insanların kitap düşünce felsefe ve eleştirel tartışmalarıyla yavaş yavaş olacak. Ama en çok eleştiriyle.. Eleştiri sahibi olabilmek için bağımsız bir yazar olabilmelisiniz, bir mahfilin bir partinin bir örgütün bir ne idüğü şaibeli vakıfların adamı ya da kuklası asla olmamalısınız. Amerikan"ın nükleer bombalarından ve ajanlarından ve paralarından ve ayarttığı adam ve kurumlardan daha güçlü olan kelimelerdir. Kelimeleri istediğiniz gibi eğip bükemezsiniz. Kelimeler bağımsız yazarların ayetleridir. Ülkenize ve insanlığa hizmet etmek istiyorsanız, provakasyon tertiplerinin şebeği kölesi değil, Şekspirler"in Mevlanalar"ın eserlerine sığının. Amerikan"ın nükleer bombaları ve paralarından ve ajanlarından daha güçlü olan tek şey İnsan"dır. İnsan olmaya çalışırsak bütün tertiplerin bombaların provakasyonların üstesinden gelebiliriz. Ama insanlık bombaların gücüne inanıp silahların tarafına geçerse, işte Nazi Almanyası işte Engizisyon Mahkemeleri, işte Bosna, Çeçen Savaşı işte Irak Savaşı gibi insanlıktan çıktığımız utanç dolu günler yaşarız, ki, bu akılalmaz iftiralar ve suçlamalarla Türkiye"yi sürüklemek istediğiniz yer de bu gözü dönmüş gaddarlığın hakim olması..
NİHAT GENÇ 12.07.2008

Nihat Genc gibi bir aydını hedef gösterenleri kınıyoruz.

Template by - Abdul Munir | Daya Earth Blogger Template