24 Temmuz 2008

Tabiatın çocukları

Hapishanelerde en çok horlanan ve ayrı tutulan suçlulardan bir kısmı hırsızlardır.Hırsızlık tarihimiz boyunca hem ahlaken en utanç verici ve yüz kızartıcı hem de dini yönden kötü,ağır bir suç olarak görüldü.Hiç birimiz hırsızları sevmeyiz hırsızlarla arkadaşlık kurmayız.Peki hayatında hiç hırsızlık yapmamış olanınız var mı ? Hiç mi bir bahçeden,tarladan,parktan çiçek çalmadınız? Hiç bu yönüyle bakmadınız değil mi ? beklide şimdi bazılarınız ne alakası var o hırsızlık mı diyorsunuz.Evet bu hırsızlık ama o çiçekler öyle güzeldir ki bizlerin aklımızı öylesine başımızdan alır ki ne hırsızlık gelir aklımıza nede toplum bunu tıpkı annesinin yaptığı pastadan gizlice bir dilim aşıran çocuk gibi yaparız çiçekler Allahındır biz ondan çalarız.Onun yaptığı onun yarattığı bizi öyle büyüler öyle cezb eder ki sessizce yaklaşır ve bir dilim aşk aşırırız bahçesinden.Aşk doğayla canlanır aşkımızı ayağa kaldıran Allaha ve sevgilimize ve annemize ve insanlara sevgiyle aşkla bakmamızı doğanın büyüsüne borçluyuz.Hepimizin dertleştiği sevgisini paylaştığı yanında huzur bulduğu bir doğa parçası vardır deniz,orman yada saksıdaki,bahçedeki çiçekler.Biz tabiatın çocuklarıyız,biz sevgilimizle sinemaya gitmekten çok deniz kenarına gitmeyi severiz.Dalgaların sesinde dinleniriz ormanlarda koşarız,çoşarız.Sonbaharda hüzünleniriz.Yağmurlu günlerde sıkılırız belki ağlarız.Ama şimdi biz büyük şehirlerin çocukları her yanımız binalar ile dolu çiçeklerimiz ve ormanlarımız yok deniz kenarına gitmek istiyorsunuz kafeler,yalılar,üniversiteler kulağımıza gelecek dalga sesleri yok etrafımızda tabiat yok bir insan ve taş yığını aşkımızı ayağa kaldıracak hiçbir şey göremiyoruz ve işte bu yüzden olsa gerek uzunca sevecek sevgililerimiz olmuyor.Bir sohbette dinlemiştim şimdiki gençler şişli otobüsünde aşık oluyor taksimde evleniyor unkapanında boşanıyor diyor hocanın biri.Çokta doğru artık sevginin süresi kısa çünkü sevgiyi bize öğretecek tabiatı aldınız elimizden.İşte istanbulun Beşiktaş sahili geçen haftalarda gittim eskiden bir park vardı çocukken gittiğimiz parkın yerinde yeller esiyor sahile deniz otobüsü terminali kurulmuş denizi göremiyorsunuz hemen arkada oturacak yeriniz yok çünkü üniversite var biraz yan tarafta kafeler var tabi kafede bir çay içtikten sonra gelen hesapla hay aşkınında tabiatının da diye sövmeniz mümkün geriye tek bir yer kalmış denizi seyredebileceğim kayaların arasından pisliklerin aktığı küçük bir alan bırakmışlar.Evet artık aşkınızı Beşiktaş sahilinde ayağa kaldırmak için size lağım kayalıklarını bırakmışlar.Şimdi yine bir sohbete katılsam söylerdim hoca efendiye “hocam lağımda ayağa kalkan aşk iki durak sonra aşağı iner.”

0 yorum:

Template by - Abdul Munir | Daya Earth Blogger Template