25 Mart 2008

ZİVERBEY KÖŞKÜ(İŞKENCEHANE)

Son zamanlarda İlhan selçuk un gözaltına alınması ile tekrar gündeme gelen Ziverbey köşkü
12 Mart döneminde uygulanan işkencenin simgesidir, İstanbul Erenköy'deki köşk.
İstanbul Sıkıyönetim komutanlığınca gözaltına alınan sol görüşlü yüzlerce
kişiye, gözleri bağlı olarak getirildikleri bu köşkte envai çeşit işkence
uygulandı. İşkence altında alınan ifadelerin altına, daha sonra polis
memurlarının adları yazılarak sorgulamanın emniyet müdürlüğü binasında
yapıldığı izlenimi veriliyordu. İlhan Selçuk, Doğan Avcıoğlu, İlhami Soysal
gibi yazarlarla Numan Esin, Talat Turhan gibi kimi eski 27 Mayısçıların da
işkence gördüğü Ziverbey Köşkü, aynı zamanda Kontrgerilla örgütünün ilk kez
açığa çıktığı yer oldu. Anlatımlara göre, köşke getirilen her sanığa,
"Burası Genelkurmaya bağlı Kontrgerilla örgütüdür. Şu andan itibaren
esirimizsiniz" deniliyordu. Ziverbey Köşkü "esir"lerinden İlhan Selçuk,
kendisine söylenenleri şöyle anlatıyor:

"İlhan Selçuk, Genelkurmay Başkanlığına bağlı kontrgerilla örgütünün
karşısında bulunuyorsun. Sen bizim tutsağımızsın. Burada anayasa babayasa
yoktur. Örgüt seni ölüme mahkum etmiştir. Sana istediğimizi yapmaya
yetkiliyiz. Buraya getirilmen örgüt kararıyladır. Seni Marksist, Leninist,
Komünist biliyoruz. Eğer konuşur ve böyle olduğunu itiraf edersen hakkında
hayırlı olur.

Bak İlhan! Sesimi iyi tanıyacaksın. Çünkü bundan böyle uzun süre senle
konuşacağız. Ben albayım. Yanımdaki arkadaş da albay Biz seni sorguya
çekmekle görevliyiz. Direnmeye kalkma. Elimizden senin gibi binlerce kişi
geçti. Direnme faydasızdır. Her şeyi anlatacaksın. Zaten biz her şeyi
biliyoruz. Bilmediğimiz bir şey yok; ama bir de senden dinlemek istiyoruz".

Ziverbey Köşkü, Tercüman gazetesinin, İlhan Selçuk'un aşağıdaki ifadelerini
yayımladığı 1986 yılında yeniden konu oldu. Selçuk'un ifadesine, akrostiş
yöntemiyle yerleştirdiği, işkence gördüğünü ve tehdit altında bulunduğunu
belirten cümleler de "Ziverbey gerçeği"nin bir başka kanıtıydı.

İlhan Selçuk'un 12 Mart döneminde Ziverbey Köşkünde alınan ifadesinde
akrostiş her cümlenin sondan ikinci kelimesinin ilk harflerinin yukarıdan
aşağıya okunmasından oluşuyordu:

"12 Mart'a doğru Türkiye iflasa gidiyordu. Demirel iktidarı giderek
yoğunlaşan şaibe altındaydı. Üniversiteli gençler sokaklarda, meydanlarda
hatta üniversite binalarının çatıları altında katlediliyorlardı. Devletin
güçleri, aydınları, askerleri, yargıçları, sorumluları, sağduyu sahipleri
endişe içindeydiler. Gidiş normal değildi. Anayasa çerçevesi ve
yönelişlerine göre davranmak isteyen devlet memurları ve sorumluların,
siyasi iktidar adeta ceza tertipliyordu. Siyasi iktidar aydın yazarları
ezmek amacındaydı. Toplum yaşamında anayasa uygulanmıyordu. Bazı çevrelerde
bir ordu müdahalesi lüzumlu görülüyordu. Politikacı topluluğu şuursuzdu.
Memleketseverler ıstırap çekiyorlardı.

Bu durumda ne yapmalıydı? Önce bir fikir dağınıklığı vardı. Tek çıkar yolu,
Atatürkçülük'te görüyorduk. Ancak Atatürkçülüğü günün koşullarına göre
derinliğine ve genişliğine bütün boyutlarıyla yorumlamak gerekiyordu. İşte
Devrim dergisi bu ihtiyaçtan doğdu. Ancak dergi çıkarmaya yetecek para
bulmak gerçekten mesele idi.[*]

İlhan Selçuk, Ziverbey Köşkü, İstanbul 1987

BU YAZI BANA AİT DEĞİLDİR ALINTIDIR

0 yorum:

Template by - Abdul Munir | Daya Earth Blogger Template